Bir insan neden vücuduna bir yazı, bir desen, bir şekil yapmak ister ki? Garip bir his di mi? Evet gerçekten dövme yaptırmayanların anlayabileceği birşey değil bence bu duygu. Bugün vücuduma altıncı dövmemi yaptırdım. Hastalık olduğunu kabul ediyorum. Bir dövmesi olan insanın muhakkak ikinci bir dövmesi de vardır 🙂 Yani yaptırdıkça yaptırmak istediğiniz gerçekten değişik bir duygu dövme yaptırmak…

Ben ilk dövmemi 19 yaşımda yaptırmıştım, sağ omzumda 4 tane martı var 4 tane özgürce uçan martı… Benim için anlamları çok büyük. Hem ilk dövmem olması hem anlamının olması. Birlikte büyüdük biz martılarımla beraber…

Bence yaptırmak istediğiniz dövmeye karar verirken iyice düşünmelisiniz çünkü ölene kadar vücudunuzda sizinle kalıyor. Oysa ki ben bugün yaptırdığım dövme için çok düşünmedim, sadece ayak bileğimde olmasını ve büyük bir dövme olmasını istiyordum. Aylarca model baktım, Pinterest’den dövme modellerinin hepsini inceledim ama içime sinen hiçbir desen olmadı. Nasıl bir desen istediğinizi tam bilemediğinizde çocuklarınızın ismini yazdırmak en kolayı. Ama ben de bolca Kuzey ve Poyraz yazısı olduğu için ve artık onların isimlerini yazdıramayacağım için karar vermem ve seçim yapmam bir parça zor oldu.

Bu konuda bana geçen hafta tanışmaya gittiğim Özgür yardımcı oldu. Bağdat Caddesi’ndeki stüdyosundan içeriye girdiğimde bir enerji hissettim ve işinde iyi olduğunu zaten duyduğum TattoobyÖzgür‘e güvendim. Kafamda mandala motifleri vardı onunla birlikte lotus çiçeği bulunan mandala desenlerine baktık ve içlerinden birisini gördüğümde;

“İşte bu dedim…”

Özgür’ün de içine sinince kağıda baskısını çıkarıp ayak bileğime yapıştırdı ve beni kendi halimde ayağımda o motif ile yarım saaat başbaşa bıraktı. İlk yapıldıktan sonra sendeki hissi önemli dedi… Yarım saat sonunda tamam bunu yapıyoruz dedim ve koltuğa uzanıp 2 saat boyunca sabırla bitmesini bekledim.

Hep sorulan soru acıyor mu? 🙂 Evet tabi ki acıyor, sonuçta kalıcı dövme deri tabakasına elektrikli dövme makinesıyla boya verilmesi sonucu yapılan bir işlem. Dövme yapmadan önce cildi dezenfekte etmek için alkol kullanılıyor, kullanılan bu alkol derinin geçirgenliğini artırarak boyalı maddenin kana daha hızlı karışmasını sağlıyor. Elektrikli makinede yer alan iğneler, aşağı- yukarı hareket ederek deride delikler açarak bu deliklere boya yolluyor. İğne vuruşlarının yapıldığı yerden çok az miktarda kan çıkarak boya derinin altına geçiyor. Yani öyle çok da basit bir işlem değil. Tabi ki bu işlemin verdiği acı hissi de kişiden kişiye değişiyor. Ama bence öyle dayanılamayacak bir acı değil en azından benim için:) Özgür makinayı çalıştırdığında ilk birkaç dakika ne yapıyorum ben burada, nasıl olacak diye bir endişe duydum. Ardından iğne derimin üzerinde dolaşmaya devam ettikçe ve desen ortaya çıktıkça hoşuma gitmeye başladı ve o bölge uyuşmaya başlayarak acısı azaldı.

Bir kere dövme yaptıran, nedense bir daha yaptırmak ister. Kural bu!

Dövme yapıldıktan sonra bakım aşaması kolay, bir kaç günlük basit bir bakım süresi var. Önemli olan dövme yapılan alanı temiz tutmak ve bir kaç gün üzerini vazelin krem ile nemlendirmek. Dövme bittikten sonra Özgür bileğime kremini sürüp bandajladı, 24 saat bandajın kalması gerekiyormuş. Onun dışında zor tarafı yok. Zamanla dövmelerin renklerinde solmalar olabiliyor. Bunun için yıllar sonra üzerine rötüş yapmak gerekebiliyor. Gerçi ben öyle soluk renklerini seviyorum, yaşanmışlık hissi veriyor.

Dövme yaptırma sıklığım neyse ki çok değil 20 yılda sadece 6 dövme. Yani her yeni yaptırdığım dövme beni 3-4 yıl götürebiliyor 🙂 Bunun da bir matematiği yok aslında. Dövme yaptırmak duygu gerektiren bir durum bence. Neyse uzun lafın kısası ben yeni dövmem ile çok mutluyum.

Bakalım siz de beğenecek misiniz?…