Kapadokya’da son yıllarda konaklamada o kadar çok otel açılmış ki, kalacağınız yere karar vermek çok zorlaşmış. Kapadokya otellerinin bir çoğu da hem güzel, hem tasarım.. Tabii turizm açısından çok sevinidirici bir durum ama benim için bir kabus oldu. Neden mi, işte Kapadokya rehberi için hazırladığım Kapadokya otel hikayem…

Ürgüp’te bulunan “Sacred House” gitmeden sosyal medyada çok gördüğüm, takip ettiğim, fotoğraflarına aşık olduğum bir oteldi. Siz de internet sitesine baktığınızda otelin gotik havasını alarak ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Ancak fiyat olarak diğer otellerin çok üzerinde olduğu için, bir sonraki Kapadokya tatilimde giderim diyerek rafa kaldırdığım yerler arasına girdi. Ama gene de bir akşam yemeğine giderek oteli gezme fırsatı buldum. Kapadokya gezi rehberi için işte detaylar…

Öncelikle akşam yemek menüleri fiks, haftanın bazı günleri İtalyan menüsü, bazı günlerinde ise Ortaçağ menüsü oluyor. Menü fiyatları içki hariç 60-65 euro. Otel, Ürgüp merkezine çok yakın dar bir ara sokakta. Kapısında sizi çok güler yüzlü insanlar karşılıyor ve hemen oteli gezdirerek size nerede ne var anlatmaya başlıyorlar. Avlusu, kış bahçesi, spa’sı gibi yerlerin bilgilerini anında alıyorsunuz:) Ben bilgi kısmı bir an önce bitse de avlusunda öylece kalsam dediğim için fazla dinlemediğimi itiraf etmeliyim:)

Sacred House’un geniş avlusu ve avluda bulunan aksesaurları gerçekten görülmeye değer. Hele odalara ve restaurant kısmına çıkan merdivenlerine bayıldım. Gerçekten içinde peri masalı kahramanı gibi hissediyorsunuz kendinizi. Üstelik odaların da her biri farklı tarzda döşenmiş, hepsinin isimleri farklı. Haftasonu nereye gidelim diyenlere kısa bir kaçamak için duyurulur. Kapadokya rehberi için not edin!

Yemekler gayet lezzetliydi biraz detay vermek gerekirse; 7 course geliyor, önce 7 course olduğunu duyunca bir amanın olduk, ama neyse ki porsiyonlar küçük. Ermeni usulu borç çorbası ile başlıyor, salata, baharatlı köz kırmızı soğan yatağında garum soslu karides- safran yaprakları eşliğinde (garum ne ola ki?? hiçbir fikrim yok:), limon sorbe ve ana yemek olarak scappi usulü bonfile, tatlı da lavanta ile tatlandırılmış yumuşak peynir yatağında lokma- portakal sos ve hurma dolması eşliğinde.. Yazarken çok zor oldu yahu yerken çok daha kolaydı:) Yemek yediğimiz ortam da çok zevkli döşenmiş her şey çok renkli ve eğlenceliydi.

Evet gelelim ikinci kalmak istediğim otele aslında ben kaldığımız otele rezervasyonumuzu yaptıktan sonra bu oteli duydum ve resimlerini beğendim ama karar verdim bir kere diye değiştirmek istemedim iyi ki de değiştirmemişim… Kapadokya otelleri arasında önemli bir yer edindi…

Museum Otel Uçhisar bölgesinde merkeze yakın bir konumda yer alıyor. Lil’a Restaurant‘ı kendisinden de meşhur herkes yazıyor çiziyor diye bir akşam içinde buraya rezervasyon yaptırdım. Michelin yıldızlı restaurantın yeme içme danışmanlığını da Murat Bozok yapıyormuş.. Lil’a hakkında yorumlarımı yazmadan önce otelin genelinden kısaca bahsedeyim.

Odaları hakkında maalesef bilgim yok ancak otelin terasları ve barları Kapadokya’nın muhteşem manzarasına hakim; Göreme vadisi, Aşk vadisi, Güvercinlik Vadisi, Kızıl Vadi, Avanos ve Erciyes dağını kuşbakışı seyretmeniz mümkün. Üstelik havuzun çevresi ve antika eşyaları ile gerçekten bir müze havası var.

Lil’a Restaurant’ın havası genel olarak bir parça ağır, mekana eski Osmanlı tarzı döşemeler hakim.  Menüsünde değişik tatlar var, öyle sıradan klasik bir menü değil. Örneğin başlangıçlarda; fırında pancar salatası, ev yapımı kayısılı sucuk, nar ve kapya biberli yabani pirinç salatası, yeşil çay ile haşlanmış dil balığı gibi alternatifler yer alıyor. Ben pirinç salatasını denedim gayet lezzetliydi. Fiyatlar da 30-40 TL civarında başlangıçlar için pek uygun fiyatlı olduklarını söyleyemeyeceğim. Ana yemeklerde ise; kuzu incik, köz ateşte deniz levreği, ızgara fillet mignon, ıhlamurlu portakallı ördek tandır, tandır kaburga gibi et ağırlıklı klasik türk mutfağı yemekleri vardı. Fiyatlarsa, 50-70 TL aralığında. Ben ızgara fillet mignon yemeği tercih ettim. Eti lezzetliydi ancak gelen porsiyonu ve yüzümdeki aç kaldım ifadesini görmenizi çok isterdim:) Küçücük 2 parça sanırım iki parçanın toplamı 100-120 gram bile değil yanında çok aç garnitür bildiğiniz çocuk menüsü kıvamında geldi. 66 TL fiyatı olan bir et yemeği için ben hiç normal bulmadım. Tatlı fiyatları da 24-28 TL civarlarındaydı, açıkcası tatlı isimleri çok zorlama geldiği için pek yemeyi istemedik. Bozalı leblebi tozlu ve tarçınlı panna cotta, pişmaniye yatağında narçiçeği portakallı armut tatlısı, incir uyutma burma kadayıf ve kireçte kabak üçlemesi gibi. Ne biliyim havalı isimler ama ben tatlı olarak bir klasik profitorolü tercih edebilirim.

Özetle otelin konseptini havasını sevdim ama Lil’a restaurant ve özellikle bize servis veren Oğuzhan Bey’den hiç hoşlanmadığımı yazmak isterim.

IMG_8064

Vee son olarak benim kaldığım Millstone Cave Suites hem konumuyla, hem ortamı ve çalışanlarının güler yüzlülüğü ile Kapadokya’da en favori otelim oldu diyebilirim. Sırtını Uçhisar Kalesine yaslayan otelin manzarası harika, özellikle önünün açık olması ve tam karşısında Kızıl Vadi’nin bulunması nedeniyle havalanan rengarenk balonları izlemeniz açısından da oldukca uygun.

13 odası bulunan butik otelin her odası kendine özgü bir estetikle modern olarak tasarlanmış. Bir yıl gibi kısa bir geçmişi olsa da, çalışanları ve otelin sahibi Alper Kankılıc çok tecrübeli ve ilgililerdi. Çalışan sayısının çok olması ve sürekli sizinle ilgilenen personelin olması bence harika bir durum:) Alper bey’le kısa bir sohbet etme fırsatı bularak, 20 yıllık rehber olduğunu ve bölgeyi çok iyi bildiğini öğrendim. Umarım otel kısa süreli değil uzun yıllarca bu kalitede hizmet vermeye devam eder.

Millstone’da otopark sıkıntısı da yok önünde geniş bir alanı var. Otelde bir taş fırın bulunuyor eski bir tandır eviymiş aslında burası. Bazı yemekler ve ekmekler burada pişiyor ekmeklerin nasıl lezzetli olduklarını yazmama gerek yok sanırım:) Akşam yemeği yeme fırsatım maalesef olamadı ama çok başarılı olduklarını söylüyorlar..

Kahvaltısını çok beğendim, bizim kaldığımız haftasonu otelde konaklamayıp sırf kahvaltısına gelenler bile vardı. Yumurta çeşitleri ve reçellerinin çok başarılı bulduğumu söyleyebilirim.

Kapadokya’ya yolunuz düşerse Millstone Cave Suites de rahatlıkla kalabilirsiniz. Evet asıl merak konusunun balon maceram olduğunu biliyorum:) Çok yakında Kapadokya Balon yazım da bomba gibi geliyor.. Kapadokya’ya nasıl gitmeye karar verdik, nasıl organize olduk merak ederseniz Kapadokya Büyülü Atmosferi  yazımdan detaylı okuyabilirsiniz. Balon turu yazımda görüşmek üzere.

Eylem gezer…