Montenegro’ya kadar gitmişseniz tekne turu yapmadan sakın dönmeyin derim.. Masmavi denizin içinden muhteşem kıyıları ve ufak ufak adaları ile mutlaka görülmesi gereken harika yerler. 4 saatlik hızlı botla denizin ve güneşin tadını doyasına çıkarttık.

Montenegro trend postası detayları için okumaya devam…
Montenegro’ya gitmeden önce kaldığımız otel Forza Mareye böyle bir gezi yapmak istediğimizi yazdık, onlar da bize geldiğinizde size alternatifleri sunarız, çok seçeneğiniz var diye geri dönüş yaptı. Hem tekne/bot olarak hem de zaman olarak çok fazla seçenek vardı gerçekten. Tüm gün, 1-2 saat, 4 saat gibi zaman seçenekleri bulunuyor. Otele giriş yaptığımız gün bize 7-8 kişilik hızlı botla yapılan, 4 saatlik ve fiyatı 400 euro olan bir program önerdiler. Siz de gitmeden Kotor Bay Tours adresinden tur alternatiflerine bakabilirsiniz.

eylemmania-montenegro-trend

Hızlı Bot ile Turumuz Başlıyor

Hızlı bot ile ilk durağımız Perast kasabası oldu. Denizden yaklaşıp botu karaya bağlarken inmek için sabırsızlandım. O kadar şirin bir kasaba ki anlatamam. Biri doğal, diğeri yapay iki küçük adası bulunuyor. “Our Lady Of The Rocks” yapay adası, uzaktan bakıldığında Kız Kulesi havası var.

eylemmania-montenegro-bot-gezi

Our Lady Of The Rocks

Manastırın Hikayesi

Doğal olan ada ise  St. George adası, üstünde Benedikten Manastırı var. Yapay adanın ise güzel bir hikayesi var. Normalde halk St. George adasındaki kilisede ibadet ediyormuş, yapay adanın olduğu yerde ise kayalıklar bulunuyormuş. Balıkçılar bu kayalıklara kayıklarla gelip balık tutarlarken bir gün denizin içinde Meryem Ana figürlü bir ikon bulmuşlar. Bu ikonu Benedikten Manastırı’na götürüp rahibe bırakmışlar.

Manastırın rahibi ertesi gün balıkçılara getirdikleri ikonun kaybolduğunu söylemiş. Balıkçılar aynı ikonu yine denizin içinde görmüş ve ikonu alarak yeniden manastıra götürmüş. Sonraki gün ikon yine rahibin koyduğu yerden yok olmuş, balıkçılar ikonun denizin içinde aynı yerde olduğunu fark etmiş. Bu  durumun sürekli yaşanmasının Meryem Ana’nın kendilerine bir işaret vermeye çalıştığını düşünüp kayalıkların olduğu yere bir kilise yapmaya karar vermiş. Ama denizin ortasında kayalıklardan başka bir şey olmadığı için kiliseyi nasıl yapacaklarını düşünmüşler ve denizin doldurulmasına karar vermişler.

Denizi doldurabilmek içinde 3 tane taş yüklü gemiyi suda batırıp sürekli taş taşımışlar. Söylenene göre bu işlem çok uzun yıllar sürmüş. Ve sonunda yapay ada inşa edilmiş ve üzerine de “Our Lady Of The Rocks” kilisesi yapılmış. Doğal adanın içindeki eski havası beni çok etkiledi. Mutlaka içinde dolanıp kıyısındaki kafesinde oturup biraz vakit geçirmenizi öneririm.

Perast’dan sonra hızlı botumuz ile “Santuario della Madonna dello Scarpello” ya yanaşıyoruz. Burası da çok ufak bir ada ve içinde kilise bulunuyor. Fotoğraf çekmek ve etrafı izlemek için harika bir yer. Biz her birisinde 15-20 dakika kadar kalıp yola devam ettik. Öyle uzun uzun vakit geçirilecek kadar büyük yerler değil.

Fort Mamula için Acele Edin

Santuario della Madonna dello Scarpello’dan sonra uzunca bir yol yapıp dalgalarla biraz boğuştuktan sonra “Fort Mamula” adasına varıyoruz. Adadaki kale Avusturya-Macaristan Generali Mamula tarafından yaptırılmış ve daha sonrasında hapishane olarak kullanılmış. Şu an sadece tekneler yanaşarak turistleri gezdiriyor. İçi boş ve sadece hapishane olduğu dönemden kalan koğuş, yemekhane gibi bölümleri yer alıyor. Bunların dışında kalenin içinde gezebiliyorsunuz. Ancak geçtiğimiz günlerde internette  “Karadağ’ın tarihi öneme sahip olan Mamula Adası üzerine beş yıldızlı lüks bir otel yapılmasına ülke hükümetinden onay çıktı” diye bir haber okudum. Yani gidip görmek için acele edin her an bu ada restore edilerek, içinde havuzlar, restoranlar bulunan lüks bir otele dönüşebilir:(

Blue Cave Sırrı

Fort Mamula’dan çıktıktan sonra “Blue Cave” dedikleri harika bir mağaranın içine giriyoruz. Kaptan demir atarak denize girmemizi söylüyor. Bir rivayete göre bu mağarada yüzenler yüz yaşına kadar yaşıyorlarmış:)  Ancak ben ayağımı suya sokar sokmaz bir çığlık atarak giremeyeceğimi anladım. Her ne kadar ucunda yüz yaşına kadar yaşamak olsa da suyun soğukluğundan yüzemedim. Mağara hiç güneş almadığı için ve suyun içinde bir devirdaim olduğu için inanılmaz soğuk.

Mavi Mağara’da bir süre vakit geçirdikten sonra “Zanjica Plajı”’nda bir saat kadar yüzme molası vermek üzere yola çıkıyoruz.

Ancak bir şeyler içmek istediğimiz için Zanjica Plajı’na girmeden hemen onun yanında bulunan Ribarsko Selo diye hem restoran, hem önünde plajı bulunan bir mekana giriyoruz. Deniz hem çok berrak ve ılımandı, burada güzelce yüzebildim:) 1-1;5 saat kadar kaldıktan sonra botumuza binerek son durak olan Tivat‘da bulunan “Porto Montenegro” marinaya gidiyoruz.

Normalde tur programımız, otelden alınıp otele bırakılacak şekilde yapılmıştı ancak biz marinada da biraz vakit geçirmek, yemeğe gitmek istediğimizden kaptandan burada ayrılıyor ve tekne turumuzu sonlandırıyoruz. Ancak araba ile gidemeyeceğiniz adalar/mekanlar olduğundan böyle bir gezi yapmanızı ve Montenegro tatilinizi daha da keyifli geçirmenizi öneririm. Ben çok keyif aldım.

Montenegro’da konaklama, ulaşım ve gezilecek yerler ile ilgili detaylar için Karadağ-Montenegro Trend Rehberi yazımı okuyabilirsiniz.

Başka bir şehirde..ülkede.. yeni keşiflerde görüşmek üzere:)