Evet Lyon için ilk izlenimim bu oldu gri ve sisli… Sonraki günlerde şehrin ruhsuzluğunu da bu ikiliye ekledim.

Yeni yıla farklı bir ülkede girmek istediğimizden hiç araştırmadan düşünmeden Lyon’a uçak biletimizi almıştık. Ne de olsa hedef hiç gitmediğimiz bir lokasyona gitmekti. Ama benden size ufak bir tavsiye olsun, yılbaşı geçirmek için

Lyon doğru bir şehir değil…miş:)

Hani yılbaşı coşkusu yaşamak, 10 dan geriye doğru coşku içinde saymak, ışıklı cıvıl cıvıl ve havai fişekli çılgın sokaklarında dolanmak ise beklentiniz o şehir kesinlikle Lyon değil benden söylemesi. Ben başka Avrupa şehirlerine Kasım – Aralık aylarında gittiğimde bile tüm şehir mağazaları ve sokakları süslü, yılbaşı alışveriş çadırları kurulmuş, meydanlarda yılbaşı ağaçları çoktan yerini almış olur, bize de yeni yıl coşkusunu yaşamak kalırdı. Ancak gel gör ki Lyon’a ayak basıp şehir merkezine iner inmez bunların hiçbirinin olmadığını anlamamız uzun sürmedi. Yılbaşı akşamı şehirde bir sessizlik hakimdi, kimse de en ufak bir yılbaşı süsü, şapkası aksesuarı, neşesi yoktu. Gerçekten nedenini hiç anlayamadım ve şokunu çok uzun süre yaşadım:)

Yılbaşı yemeğimizi “Rue Merciere” üzerinde bulunan Les Barbares Restaurant- Bar’da yedik. Restaurantın ortamı ve yemekleri güzeldi. Daha çok bira, patates ve hamburger ağırlıklı bir menüsü vardı. Rue Merciere de güzel bir yer,  bir çok restaurant/bar yanyana dizilmiş… gözünüzde canlanması için Asmalımescit tadında diyebilirim. Yemekler genel olarak yediğimiz her yerde güzeldi, zaten Lyon için Fransa’nın gastronomi başkenti deniliyor.

Peki yılbaşı dışında gittiniz diyelim Lyon’da neler yapmalı nerelere gitmeli. Öncelikle şehir alışveriş ve yemek konusunda çok başarılı. Tipik Fransız mutfağı işte, kruvasan, makaron ve şaraplar her yerde çook güzel. Ben sadece bu üçlüyü yiyip içerek kalabilirim Fransa’da;)
Bizim kaldığımız otel Citadines Presqu’île Lyon gayet uygun fiyatlı ve iyi lokasyondaydı. Daha önceden Sofitel Lyon Bellecour’e rezervasyon yaptırmıştık ancak odada ailecek kalmamızda sorun çıkınca son dakika değiştirmek durumunda kaldık. Kaldığımız otel servis ve çalışanlar olarak çok parlak değildi açıkçası ama konumu çok çok iyiydi, tüm şehri yürüyerek dolaştık diyebilirim.
Lyon’a adım atar atmaz Place Bellecour meydanı karşınıza çıkıyor. Place Bellecour, Avrupa’nın en büyük açık meydanlarından biri, pek bir özelliği yok. En önemli özelliği çok büyük olması ve içinde mavi bir dönme dolap olması. Bu dönme dolap şehrin ciddiyetine biraz eğlence katmış. Londra’daki London Eye ‘ya çok benziyor onun gibi camdan yapılmış ve yavaş yavaş dönüyor.
Place Bellecour dışında görülecek turistik yerlerden birisi de; Old Town’da yer alan Vieux Lyon, daha eski binaların, daha dar sokaklarının olduğu küçük butik dükkanların bulunduğu sokak benim çok hoşuma gitti. Old Town’a gitmek için şehrin karşısına geçmeniz gerekiyor. Şehrin içinden geçen Saone ve Rhone nehirlerinin üzerindeki köprüleri kullanarak karşı tarafa geçebiliyorsunuz. Köprülerin ve nehirlerin güzelliği bence görülmeye değer. Şehrin en ünlü köprüsü Pont Bonaparte. Bir çok köprü bulunuyor ama tabii ki hepsi aynı güzellikte değil.
Lyon’da görülmesi gereken bir başka turistik yer ise; Basilica of Notre-Dame de Fourvière. Biz Old Town’dan fünikülere binip şehrin en tepesi olan Fourvière‘e çıktık. Fünikülerle bir kaç dakika içinde çıktığınızda buradan Lyon’u en tepeden görme ayrıcalığını yaşayabilirsiniz.
Hem güzel bir şehir manzarası için hem de Notre-Dame de Fourvière Bazilikasını gezmeniz için mutlaka gitmenizi öneririm. Gerçi biz çıktığımızda gene çok sisli bir hava olduğundan şehir çok iyi gözükmüyordu ama eminim açık, güneşli bir havada şehir tepeden harika gözükebilir.
20, place Bellecour’da bulunan Institut Paul Bocuse değişik bir yer, vaktiniz olursa gidin derim. Şato içerisinde okulun öğrencilerinin eğitim aldığı bir alan. Bunun içinde yer alan Saisons gastronomi restoranı da bulunuyor. Burada yer bulmak çok zor olabiliyor, gitmeden mutlaka rezervasyon yaptırmanızı öneririm.
Bu seyahatim çocuklarla birlikte olduğu için şimdi yazacağım iki mekana da gidemedim ama Lyon’da uzun süre yaşayan bir arkadaşım önerdiği için sizlerle paylaşmak istiyorum.
George V; Fransa’nın en büyük şarap kavlarından birine sahip bir bar. Fransa’nın eşsiz şaraplarını denemek isterseniz ziyaret edebilirsiniz.

1 rue Terme69001 ‘da yer alan Palais de la Biere, dünyanın her ülkesinden değişik biraların olduğu ve garsonlarının ne tarzda (daha acı, daha şekerli vs.) gibi size değişik bira markaları önerdiği ve siz OK diyene kadar ufak shot’larda denemeniz için ikrama devam ettikleri efsane bir yermiş. Ama rezervasyon yok ve hep çok kalabalık oluyormuş. Bu nedenle erken gitmekte fayda var!

Kaldığımız otele yakın yani merkezde yer alan iki restoran daha önermek istiyorum. Ben ikisini de çok sevdim. Birincisi;  8 place des Célestins / 69002 Lyon’da yer alan Brasserie Chavant   tipik bir fransız restoranı, iki katlı şık bir ortamı var. Etleri oldukça başarılıydı sadece pişirme konusunda biraz ısrarcı olmanız gerekebilir:) Fiyatları ise başlangıçlar 14-15 € civarında ana yemekler etler ise 25-30 € gibi. Şarap olarak harika bir kırmızı şarap içtik; AOP Saint josept – Domaine Courbis, giderseniz mutlaka deneyin.

Diğeri ise; 72 Rue Mercıere 69002 ‘de yer alan  Pléthore et Balthazar ortamı diğer fransız restoranlarına göre daha modernize geldi bana. Barı ve duvarlarda dizili şarapları ile ortamı çok güzel. Yemek konusunda başarılılar ancak tek sıkıntı menülerinin kısıtlı olması. Fiyatları ise Brasserie Chavant’dan bir parça daha uygun. Başlangıçlar 10-13 €, ana yemekler 20-23 €. Ben çok değişik fıstık ezmesi sosu olan bir risotto yedim. İçinde fıstık ezmesi olan bir risotto kulağa hoş gelmeyebilir ama tadı çok güzeldi:)

Müzelerini de gezmeye vaktim olmadı ama önünden geçtiğim ve bildiğim müzeleri; Museé des Beaux Arts de Lyon [Modern Sanatlar Müzes] ve Musée Miniature et Cinéma [Minyatür Sinema Müzesi]  Minyatür sanatçısı Dan Ohlman’ın şahsi müzesi.

Lyon’dan ayrılmadan mutlaka ama mutlaka:

Halles de Lyon‘a gitmelisiniz.  Yeme içme konusunda everest:)  Özellikle Mere Richard peynircisinden St. Marcellin, Mons peynircisinden binlerce değişik peynir ve Sibillia‘dan muhteşem şarküteri ürünlerini denemeden dönmeyin. Önemli bilgi, Halles Pazar öğleden sonra ve Pazartesi günleri kapalı…
Şehrin en meşhur çikolatacısı “Bernachon” ve “Mathilde”… Ben Mathilde’ye bayıldım. Mathilde’de çikolata almadan ve sosları tatmadan dönmeyin…
Ben bir daha gitmem Lyon’a ama gittiğime de pişman değilim, yeni yerler görmek yılbaşını hakkıyla kutlamıyor olsalar da bunu bile deneyimlemek güzel. Artık bir bilgi daha biliyorum…