Her yeni gittiğim şehirde şu soruyu soruyorum kendi kendime “Bir daha gelmek ister miyim buralara…” Evet Stockholm bir daha gitmek isteyeceğim şehirler arasında yerini aldı…

Öncelikle neden Stockholm’a gitmek istedim? Birincisi, son günlerde çok popüler. Kime sorsam ya gitmek üzere ya da yeni gidip gelmiş. Yani şu sıralar bir Stockholm Sendromu durumu var etrafta:) Ayrıca uçak bileti fiyatları da çok uygun. Ancak bilet fiyatına aldanmayın derim sonuçta İsveç pahalı bir ülke. Stockholm Sendromu demişken o konuya da açıklık getirmek isterim. İnsanın kendisini zora sokan, çok üzen koşulları kabullenmesi, benimsemesi hatta savunması ve sıkıntıya sokan koşulları oluşturan nedenleri hiç görmemesine Stockholm Sendromu deniliyormuş. İlk kez 1973 yılında yaşanan bir olaydan ismini almış ve olay İsveç’in başkenti Stockholm’ da geçtiği için böyle anılıyormuş. Stockholm’da yaşanan olayda, banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan banka görevlisi bir kadın duygusal olarak suçluya bağlanıyor.  Hastalık ilk defa Psikiyatr Bejerot tarafından tanımlanmış. Hatta hikayeyi merak ederseniz sonunu da yazıyım:) Rehin alınan banka görevlisi kız olaydan hemen sonra nişanlısıdan ayrılıp soyguncu ile evleniyor…

Güzel bir aşk hikayesinden sonra gelelim Vikinglerin topraklarına… Evet Vikinglerin en eski yerleşim yerleri Gamla Stan‘dan şehri anlatmaya başlamak istiyorum. Çünkü bence en renkli ve eğlenceli bölgesi, kesinlikle Gamla Stan denilen old town, yani eski şehir. Uzun ve dar sokakları arasında kaybolmak gerçekten eğlenceli. Öyle çok büyük bir yer değil ama gezilecek küçük butikler, incik boncukçular ve harika kafelerle dolu olduğu için bütün bir gününüzü Gamla Stan’da geçirebilirsiniz.

Gamla Stan bölgesinde önerdiklerim;

Café Gråmunken : Kahveleri ve ortamı harika. (Västerlånggatan 18, 111 29 Stockholm)

Gamla Stans Konfektyrbutik: Çok güzel, içinde çıldırmalık bir candy shop dükkanı 🙂 (Västerlånggatan 26, 111 29 Stockholm)

Nordıc Desıgns Stockholm: Harika bir hediyelik eşya dükkanı, hem Stockholm hatırası almak hemde orjinal şeyler görmek isterseniz mutlaka girin  derim. (Drottninggatan 7 – 111 51 Stockholm)

Nobel Museum: Gamla Stan’ın arka sokaklarında yer alan bu müzeyi vaktiniz varsa gezin. 11:00-20:00 saatleri arasında açık, saatli rehberli turları da mevcut. Aynı zamanda içinde shop ve bistrosu da bulunuyor. (Nobelmuseet Stortorget 2, Gamla StanBox 2245103 16 Stockholm)

Caffe Koppen: Yemek için güzel, keyifli bir yer. Hele de dışarıda battaniyelere sarılıp oturanlara bayıldım. (Roslagsgatan 49, 113 54 Stockholm)

Storkyrkan Katedrali, Stockholm Sarayı ve Stockholm Belediye Binası’ da gitmişken görülmesi gereken yerler arasında.  

Bir diğer gezmeniz gereken bölge ise Östermalm. Burada daha şık kafeler ve daha popüler markaların mağazaları bulunuyor. Bence bu bölgede de ilk gitmeniz gereken yer Saluhall balık pazarı, aslında sadece balık değil yeme içme konusunda bildiğiniz bir food hall. Hem çiğ olarak meyve, sebze, peynir, balık, et vb. alabileceğiniz pazar yeri hem de oturup içinde güzel balık-et yiyebileceğiniz harika bir çarşı. Ben çok sevdim açıkcası, içinde saatlerce vakit geçirdiğim de doğrudur:p

Biz Saluhall içinde Lisa Elmqvist ‘de yemek yedik. Fiyatlar bir parça yüksek. Ama giderseniz balık çorbasını mutlaka deneyin derim.

img_0897

Size yine Östermalm’da harika bir mekan önereceğim. İster birer içki, kahve içmek için arada mola verin. İster uzun uzun oturup yemeğinizi yiyin çok memnun kalacağınız ve seveceğiniz bir restoran “Nybrogatan38 resimlerini ve sitesini görünce  bana hak vereceksiniz.

Södermalm bölgesi ise daha çok İstanbul’un Beyoğlu- Taksim’i gibi şehrin kalbinin attığı biraz daha karışık bir bölge. Dükkanları, mekanları ve sokaklarını gezmesi keyifli. Alışveriş içinde tercih edilebilecek bir bölge. Ama açıkcası ben vaktimi bu bölgede çok fazla geçirmedim.

Evet kanal, göl olayını sorduğunuzu duyar gibiyim. Kısa bir bilgi ile konuya giriyorum o halde:) İsveç’in orta-güneydoğu kuşağında, Mälaren Gölü’nün Baltık Denizi ile birleştiği bölgede kurulu olan Stockholm, anakara dışında on dört adaya ve Mälaren Gölü’nün denizle birleştiği kanala sahip.  Durum böyle olunca gitmişken Stockholm’da mutlaka kanal turu yapılmalı. Şehrin kısa sürede gidemeyeceğiniz birçok yerini bu tur sayesinde rahatlıkla görebilirsiniz. Biz kanal turu için kaldığımız otele yakın olduğundan Royal Castle’ın karşısındaki Grand Hotel Strömkajen’den hareket eden  Under the Bridges of Stockholm kanal turunu tercih ettik. 1 saat ve 2 saat olmak üzere iki farklı route var. Biz hava çok soğuk olduğundan ve çok vaktimiz olmadığından 1 saatlik olanı tercih ettik. Teknede kulaklıklar bulunuyor, önünden geçilen önemli yerler hakkında kısa bilgiler veriliyor. Tekne turu sırasında şehirde yer alan muhteşem minik adaları ve doğanın muhteşemliğini görmeniz mümkün. Stockholm çok ağaçlıklı çok yeşillikli bir şehir. Parklar öylesine büyük ki hepsi orman edasında. Öyle koca koca binalar, plazalar da pek yok şehirde. Sadece Södermalm bölgesinde görmek mümkün.

Tekne gezisi sırasında gördüğümüz Steppsholmen adasına aşık olarak, kanal turu bitiminde  koşarak Steppsholmen adasına gittik. Adaya karadan Skeppsholm Köprüsü üzerinden gidebiliyorsunuz. Köprü diyip geçmeyin üzerinde yürüyünce ne demek istediğimi anlayacaksınız.  Zaten adanın içinde yer alan Moderna Museet ‘e de gitmeyi istiyorduk. Gitmişken gezdik tabii ki. Hem adayı hem müzeyi görmenizi şiddetle tavsiye ederim. Steppsholmen’de ne var derseniz; çok çok romantik demem yeterli olur sanırım.

Yeme, içme konusunda şehrin genelinde ki her mekan bence çok başarılı nedeni ise hem mutfakları çok geniş her şeyi bulmak mümkün, hem deniz ürünleri bol bol.. Ama asıl güzellik, asıl beni etkileyen kafe ve restoranların istisnasız hepsinin şıklığı, farklı dekorasyonları. Tamamen her mağazanın, kafenin ve restoranın kendi tarzı var. Dekorasyon konusunda çok farklı bakışı olan, tarzları olan başarılı bir şehir. Bence sırf bu yüzden bile Stockholm’a gidilir.

Yeme içme demişken sizlere tabii ki birkaç mekan önerim olacak. Gitmeden rezervasyon yaptırmak gerekebilir.

Birincisi Brasserie Godot  (Grev Turegatan 36 – 114 36 STOCKHOLM) Bizim kaldığımız otele çok yakındı. Hem barı hem yemek kısmı çok keyifli yemekleri de çok güzel. Özellikle ben kokteyl menüsüne bayıldım:)

Diğer önereceğim restaurant ise Niklas  (Regeringsgatan 66) Girişindeki büyük masasına ve yemeklerine bayılacaksınız. Açık mutfak tarzı ve değişik odaları ile bence görülmesi gereken yerlerden birisi.. Bizim kaldığımız otelin altında yer alan KÖTTMÄSTARN (Tegnérgatan 32 – 11359 Stockholm) gidebileceğiniz güzel restaurantlardan. Biz her sabah burada kahvaltımızı yaptık çalışanlar ve ortam gene çok başarılıydı.

Stockholm gece hayatı hakkında çok fazla bilgim yok ama kesinlikle gitmeyin diyebileceğim bir yer var.. Ice Hotel içinde yer alan İce Bar .. Hemen hemen her Stockholm’a giden kişiden duydum gidin diye, bir çok kişi yazmış çizmiş kim gideceğimizi duysa aa mutlaka Ice Bar’a gidin diyor falan..  Durum böyle olunca kalktık gittik tabii:) Giriş ücreti 205 Sek (yani ortalama 65-70 TL) içerisi çok ufak tek özelliği her şeyin buzdan olması. Barı, oturma yerleri içki içtiğiniz bardaklar her şey buzdan yapılmış. Girişte size eldivenli kalın mont giydiriyorlar. Böyle yazınca orijinal gibi gelebilir ama sakın gitmeyin.. Biz içeride 5 dk kalıp çıktık müzikte ortam da hiç iyi değildi zaten gereksiz soğuk da:)

Jazz severler için güzel bir  jazz club önerebilirim ama, Stampen Jazz Club  da hemen hemen her akşam canlı performans oluyor. İçerisi küçük, fazla oturma yeri yok, bar dışında rezervasyonda almıyorlar ama keyifli bir mekan. Ayakta takılıp güzel müzik dinlemek isterseniz gidebilirsiniz.

Stockholm caddeleri son derece temiz, düzenli ve sakin. Hiçbir koşturmaca, stres en önemlisi de trafik yok.. Güvenlik anlamında en tehlikesiz şehirlerden birisi. Geceleri sokaklarda çok rahat dolaşmak mümkün, biz hiç tedirgin olmadık. Şehirde benim tek zorlandığım konu havanın soğukluğu oldu. Evet Stockholm gerçekten soğuk. Ekim ayının ortasında 4-5 derecelerde  hissedilen neredeyse eksi derecelerde idi.. Şehirde yaşayan Türkler 15-20 güne kalmaz sokaklarda kimseyi görmeniz mümkün değil diyor. Yani gitmek için bence yaz ayları tercih edilmeli. Ne kadar eldiven atkınız olsa da burnunuz donuyor:)

Bir de gideceğiniz zaman ile ilgili dikkat etmeniz gereken sadece hava durumu değil. Stockholm yazları uzun gündüzleri, kışın ise uzun geceleri ile meşhur. Alışık olmayan insanların bu duruma kolay kolay  adapte olmaları zor. Çünkü gece saat 23:45 de bile halen gündüz olduğu söyleniyor. Ayrıca gece çok yavaş yavaş olurken, gündüz yani gün doğumu o kadar hızlı oluyor ki bir anda güneş doğuyor daha doğrusu bir anda hava aydınlanıyor. Sürekli gündüz olması durumu var yani. Bunu da gitmeden hesaplayın derim.

Son olarak kaldığım oteli yazmak istiyorum. . Elite Hotel Adlon, Stockholm. Ben servisinden, yerinden, temizliğinden ve özellikle otelin içinden de geçiş olan Köttmastarn’da yapılan kahvaltısından çok memnun kaldım. Havaalanından Stockholm merkeze ulaşım için biz Arlanda Express’i tercih ettik. Biletleri gitmeden internetten alabilirsiniz havaalanı içinde de gişeleri var.  Arlanda havaalanından – Stockholm şehir merkezine 15 dakikada ulaştık. İndiğimiz yerin bir arka sokağında kaldığımız oteli görmenin verdiği mutluluk anlatılmaz yaşanır:)

img_0062

Bir gezimin daha sonuna geldik.. Hep gezelim, hep gidelim, hep keşfedelim.