Yeni yıla farklı bir ülkede ve kültürde girmeyi, o ülkenin büyük meydanlarında, ışıl ışıl sokaklarında dolanmayı hep sevmişimdir. 2016 yılının bitmesine sayılı günler kala bende heyecan durumları ve valiz hazırlama telaşları başladı😊 Evet haftaya yılbaşı için Fransa’nın güneybatısında yer alan Lyon’a doğru yola çıkıyorum.

Fransa’nın üçüncü büyük şehri olan Lyon hakkında gitmeden biraz araştırma yaparak yazılanları okudum, giden arkadaşlarıma sordum. Lyon için bir çok kişi; Fransa’nın en popüler ve kaliteli mutfağına sahip olduğunu söylüyor. Açıkçası bende hangi restoranına baksam hepsinde bir “Michelin Yıldız” söz konusu 🙂

(Saucisson Pistaché w/ purée de pommes de terre @ Brasserie Georges, Lyon, France)

Biz yılbaşı yemeğimiz için Pléthore & Balthazar diye bir restaurant’a rezervasyon yaptırdık. Lyon’un merkezinde, güzel dekore edilmesinin yanı sıra şarap ve etlerinin çok iyi olduğu bilgisini almamız bu restorantı seçmemizde en büyük etkendi.Umarım güzel bir yeni yıl yemeği olur.  Lyon’da genel olarak yemeklerin lezzetleri bir yana bence sunumları ve sosları da ayrı bir zevk. Yedikten sonra tabii ki sizlere daha kesin bilgiler vereceğim:) Dönüş yazımda detaylı olarak tüm deneyimlerimi sizinle paylaşacağım.

                         (La Voûte – Chez Léa – Quenelle lyonnaise Mère Léa aux écrevisses)

Öncelikle neden yılbaşı için Lyon’u seçtik. Açıkcası çok özel bir nedeni yok gitmediğimiz, görmediğimiz bir şehir olsun, uzak olmasın, hemde uçak bilet fiyatları uygun olsun diye bakarken kendimizi Lyon’a uçak biletimizi almış halde bulduk:) Biletleri aldıktan sonra ilk yaptığımız işte Tripadvisor ve Booking.com üzerinden otellere bakmak oldu. En iyi oteller arasında “Hotel Carlton Lyon – MGallery Collection” vardı, bir çok yerde tavsiye olarak en çok bu otel öne çıkıyordu ama açık konuşmak gerekirse ben dekorasyonunu çok itici buldum, “Mama Shelter” gene çok tercih edilen bir otel Lyon’da özellikle barına ve açık alan oturma yerlerine bayıldım. “Mama Shelter” Rhône Nehri’ne ve Place Bellecour’a biraz uzak. Uygun fiyatlı apartlar da bulmanız mümkün tabii bu benim yazdıklarım daha çok beş yıldızlı büyük oteller. Sonuç olarak biz Place Bellecour’a 9 dakikalık yürüme mesafesinde olan “Sofitel Lyon Bellecour”da kalmaya karar vererek Booking.com üzerinden rezervasyonumuzu yaptık. Umarız doğru bir tercih yapmışızdır, göreceğiz…

Lyon, içinden geçen Saone ve Rhone nehirleri ile meşhur bir şehir. Zaten tüm resimlerinde bu nehirlerin güzelliği ve manzarası kullanılmış.

Hep söylüyorum içinden su geçen her şehir güzeldir diye…

Şehir Paris’e göre daha güney’de kalsa da sahip olduğu coğrafi özelliklerden dolayı sanırım daha sert iklime sahip. Lyon’a gitmek için pek doğru bir zaman seçmiyoruz aslında 🙂 Lyon için en güzel zamanların Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları olduğu söyleniyor. Ben valizime şapka, atkı ve berelerimi koydum bile… Soğuk bir kaç gün geçirmeye hazırlıklı olduğumu söylemeliyim 🙂

Lyon’da geçireceğim iki günüm olduğu için öyle çok müze ve tarihi yerleri maalesef gezme vaktim olmayacak. Ancak gitmişken Modern Sanatlar Müzesi (Museé des Beaux Arts de Lyon) kesinlikle görülmeli. Pont Bonaparte ise Lyon’un manzarası en güzel ve en ünlü köprüsüymüş. Pont Bonaparte’de fotoğraf çekmek için tabii ki sabırsızlanıyorum:)  Fransa’nın en büyük parkının da Lyon’da olduğunu yeni öğrenmiş bulunuyorum. Her köşesinde atlı karıncalar olan şehrin 6’ncı bölgesinde yer alan “Parc de la Tête d’Or” parkı bir günde gezseniz ancak bitirebileceğiniz büyüklükteymiş. Aynı zamanda bence şehirle ilgili en önemli detay; Vieux Lyon’un, Rönesans çağından kalma, taş döşeli sokaklarının UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde olması.

Haftaya Lyon’u gezip gördükten sonra daha detaylı bir Lyon yazısı yazacağım. Varsa Lyon için önerilerinizi de beklerim mutlaka. Anlık fotoğraflar için “@eylemmania” instagram hesabımı takip etmeyi unutmayın.

Bir sonra ki Lyon yazısında görüşmek üzere.

Bekle beni Lyon…